Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların
dışındakiler için ağır
(bir yük)dır. (Bakara Suresi, 45)
Ey
iman edenler, sabırla ve namazla yardım
dileyin. Gerçekten Allah,
sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 153)
Andolsun,
Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden
eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara
Suresi, 155)
Yüzlerinizi
doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere,
Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen,
onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa,
isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde
ahidlerine vefa gösterenler ile zorda,
hastalıkta ve savaşın kızıştığı
zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır).
İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da
bunlardır. (Bakara Suresi, 177)
Talut,
orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki:
"Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir.
Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim
de -eliyle bir avuç alanlar hariç-onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç
(hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim
Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok"
dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını
umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle
beraberdir." (Bakara Suresi, 249)
Onlar,
Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır,
adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."
(Bakara Suresi, 250)
Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher
vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir. (Ali
İmran Suresi, 17)
Size
bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız,
onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. (Ali İmran Suresi,
120)
Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve
onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. (Ali İmran Suresi, 125)
Yoksa
siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden
cennete gireceğinizi mi sandınız? (Ali
İmran Suresi, 142)
Nice
peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa
girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı
ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah,
sabredenleri sever. (Ali İmran Suresi,
146)
Andolsun,
mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine
kitap verilenlerden ve şirk koşmakta
olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz.
Eğer
sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Ali
İmran Suresi, 186)
Ey iman edenler, sabredin ve sabırda
yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah'tan
korkun. Umulur ki kurtulursunuz. (Ali İmran
Suresi, 200)
"Oysa
sen, yalnızca, bize geldiğinde
Rabbimiz'in ayetlerine inanmamızdan başka
bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz,
üstümüze sabır yağdır ve bizi
Müslüman olarak öldür." (Araf Suresi, 126)
Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir
za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin
(kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini
yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
(Enfal Suresi, 66)
Ve
üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi
yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra
(bana düşen) güzel bir sabırdır.
Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı
(Kendisi'nden) yardım istenecek olan Allah'tır."0 (Yusuf Suresi, 18)
(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:)
"Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır.
Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O,
bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın Kendisi'dir." (Yusuf Suresi, 83)
Dedi
ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma
(zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır
göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu
haber vereceğim. (Kehf Suresi,
78)
"Duvar
ise, şehirde iki öksüz çocuğundu,
altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki,
onlar erginlik çağına erişsinler
ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben,
kendi işim (özel görüşüm)
olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç
yetiremediğin şeylerin
yorumu." (Kehf Suresi, 82)
Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce
Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün
uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut
olabilesin. (Taha Suresi, 130)
Şu halde, güzel bir sabır (göstererek)
sabret. (Mearic Suresi, 5)
Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır
göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme. (İnsan Suresi, 24)
İçinizden özgür mü'min kadınları nikahlamaya güç
yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin
malik olduğu inanmış
cariyelerinizden (alsın.) Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Öyleyse
onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar
edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikahlayın. Onlara
ücretlerini (mehirlerini) maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde
verin. Evlendikten sonra, fuhuş yapacak
olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın.) Bu, sizden
günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır.
Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Nisa Suresi, 25)
Andolsun
senden önce de elçiler yalanlandı; onlara,
yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler.
Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin
haberlerinden bir bölümü sana da geldi. (En'am Suresi, 34)
Musa
kavmine: "Allah'tan yardım dileyin
ve sabredin. Gerçek şu ki, arz
Allah'ındır; ona kullarından dilediğini
mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir" dedi. (Araf
Suresi, 128)
Kendisine
bereketler kıldığımız yerin doğusuna
da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar
kıldık. Rabbinin İsrailoğulları’na
olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi).
Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik. (Araf Suresi,
137)
Allah'a
ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip
birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız,
gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle
beraberdir. (Enfal Suresi, 46)
Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü
verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.
(Yunus Suresi, 109)
Sabredenler ve salih amellerde
bulunanlar başka. İşte,
bağışlanma
ve büyük ecir bunlarındır. (Hud Suresi, 11)
Bunlar:
Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin
bundan önce bilmiyordun. Şu halde
sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva
sahiplerinindir. (Hud Suresi, 49)
Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik
yapanların ecrini kaybetmez. (Hud Suresi, 115)
"Sen
gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?" dediler. "Ben Yusuf'um"
dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların
karşılığını
boşa çıkarmaz." (Yusuf
Suresi, 90)
Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu)
isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru
kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler
ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte
onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu)
onlar içindir. (Ra'd Suresi, 22)
"Sabrettiğinize
karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un)
sonu ne güzel." (Ra'd Suresi, 24)
Andolsun
Musa'yı: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah'ın günlerini
hatırlat" diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler
vardır. (İbrahim
Suresi, 5)
"Bize
ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim? Bize doğru
olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül
edenler Allah'a tevekkül etmelidirler." (İbrahim
Suresi, 12)
Onların
tümü-toplanıp (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar)
büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz,
biz size tabi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın
azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor
musunuz?" Dediler ki: "Eğer Allah bize
doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi
yakınsak da, sabretsek de fark etmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."
(İbrahim Suresi, 21)
Onlar sabredenler ve Rablerine
tevekkül edenlerdir. (Nahl Suresi, 42)
Sizin
yanınızda olan tükenir, Allah'ın Katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını
yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz.
(Nahl Suresi, 96)
Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin,
ardından cihad edip, sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl
Suresi, 110)
Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza
verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu,
sabredenler için daha hayırlıdır. (Nahl Suresi, 126)
Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın
yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları
hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.
(Nahl Suresi, 127)
Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine
dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü
isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi
'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde
aşırılığa gidene
itaat etme. (Kehf Suresi, 28)
Dedi
ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç
yetiremezsin." (Kehf Suresi, 67)
(Böyleyken)
"Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl
sabredebilirsin?" (Kehf Suresi, 68)
(Musa:)
"İnşaAllah,
beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi. (Kehf Suresi, 69)
Dedi
ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç
yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (Kehf Suresi,
72)
Dedi
ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç
yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (Kehf Suresi,
75)
İsmail, İdris ve Zü'l-Kifl, hepsi
sabredenlerdendi. (Enbiya Suresi, 85)
Onlar
ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak
edenlerdir. (Hac Suresi, 35)
"Bugün Ben, gerçekten onların
sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve
mutluluğa' erenlerdir." (Mü'minun Suresi, 111)
Senden
önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen
(elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu)
yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin
görendir. (Furkan Suresi, 20)
İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde)
odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve
selamla karşılanırlar. (Furkan
Suresi, 75)
İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla
ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü
iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden
infak ederler. (Kasas Suresi, 54)
Kendilerine
ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha
hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası
kavuşturulmaz"
dediler. (Kasas Suresi, 80)
Ki onlar, sabredenler ve Rablerine
tevekkül edenlerdir. (Ankebut Suresi, 59)
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır;
kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa
kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler. (Rum Suresi, 60)
"Ey
oğlum, namazı dosdoğru
kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana
isabet eden (musibetler)e karşı sabret.
Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.
(Lokman Suresi, 17)
Görmüyor
musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah'ın
nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler
vardır. (Lokman Suresi, 31)
Ve
onların içinden, sabrettikleri zaman
emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler
kıldık; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı.
(Secde Suresi, 24)
Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min
erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden
(Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar,
saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar,
sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç
tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar,
Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.
(Ahzab Suresi, 35)
Onlar
ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz
birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları efsaneler(e konu olan bir
halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz
bunda, çok sabreden ve çok şükreden
herkes için gerçekten ayetler vardır. (Sebe Suresi, 19)
Böylece
(çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum”
dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken
gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.”
(Oğlu İsmail) Dedi
ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”
(Saffat Suresi, 102)
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim güç
sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi. (Sad Suresi, 17)
"Ve
eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne
güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (Sad Suresi,
44)
De
ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler
için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca
ödenir." (Zümer Suresi, 10)
Şu halde sen sabret.
Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret
dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (Mü'min
Suresi, 55)
Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır.
Sonunda ya onlara va'dettiğimiz (azab)in
bir kısmını sana göstereceğiz ya da
senin hayatına son vereceğiz. Nihayet
onlar Bize döndürülecekler. (Mü'min Suresi, 77)
Şimdi eğer
sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir.
Ve eğer onlar hoşnut
olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut
olacaklardan değildirler. (Fussilet Suresi, 24)
Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay
sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet
Suresi, 35)
Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde
kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler
vardır. (Şura Suresi,
33)
Artık sen sabret; Resullerden azim
sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme. Onlar,
tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün,
sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir.
Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (Ahkaf Suresi, 35)
Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla
sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız). (Muhammed
Suresi, 31)
Eğer
gerçekten, yanlarına çıkıncaya kadar sabretmiş
olsalardı, herhalde (bu,) kendileri için daha hayırlı olurdu.
Allah, çok bağışlayandır, çok
esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 5)
Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini
güneşin doğuşundan önce ve batışından
önce hamd ile tesbih et. (Kaf Suresi, 39)
"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin.
Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."
(Tur Suresi, 16)
Artık, Rabbinin hükmüne sabret;
çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. (Tur Suresi, 48)
Gerçek
şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu)
olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve
sabret. (Kamer Suresi, 27)
Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve
balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak
(Rabbine) çağrıda bulunmuştu.
(Kalem Suresi, 48)
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir
ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem
bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl. (Müzzemmil
Suresi, 10)
Rabbin için sabret.
(Müddesir Suresi, 7)
Ve sabretmeleri dolayısıyla
cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir. (İnsan Suresi, 12)
Sonra
iman edenlerden, sabrı birbirlerine
tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. (Beled
Suresi, 17)
Ancak
iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (Asr
Suresi, 3)